Kütahya’da Nerede – Ne Yenmez? (*)

Dumlupınar Üniversitesi’ni yeni kazanmış öğrenci arkadaşlar, nerede ne yenir? hangi yemeğin iyisi nerede yenir? müşteriye ilgi ve yaklaşım konusunda hangi satış noktaları iyidir? vb. sorulara cevap ararken, bu olası cevaplara yardımcı olabilmek adına; siz, öğrencilere sabah kahvaltısı, öğle yemeği, akşam yemeği, kısa süreli atıştırma, yerel lezzetleri tatma, yalnızca tatlı türlerini deneme konularında hangi satış noktalarını önermezsiniz? Ya da bir başka deyişle hangilerinden uzak durmalarını önerirsiniz?

En Büyük Düşman – En İyi Arkadaş : “KREDİ KARTI” (*)

Ülkemizde ilk kez 1968 yılında kullanılmaya başlanan kredi kartı, günümüzde milyonları ilgilendiren bir ödeme aracı olarak ticari hayatta önemli bir yer tutmaktadır. Otomobil kullanmak için sürücü belgesi gerekirken, kredi kartı kullanabilmek için herhangi bir yeterlilik aranmamaktadır. Peki kredi kartı nasıl kullanılmalıdır? Bu konuda birkaç ipucu vermek gerekirse:
  • Aylık gelirin en fazla 1/3’üne kadar yapılan harcamalar, kredi kartını “ödeme aracı”, üstünde yapılan harcamalar ise kredi kartını “borçlanma aracı” olarak kullandığımızı gösterir
  • Kredi kartından çok çok çok gerekli olmadıkça “nakit avans” çekilmemesi gerekir. Nakit avans çekim komisyonu (örneğin 4-5 Lira) ve faiz (aylık örneğin 3-5 lira) ödemesiyle borç yükü hızla yükselmektedir.
  • Kredi kartından para çekip kredi borcunu ya da başka bir kredi kartı borcunu ödemek, kredi kartıyla altın alıp paraya çevirip kart borcunu ödemek, anlaşmalı marketlerde kredi kartı borcunu ödetip alışveriş yapmış gibi borç ödeme sonrasında kartından yüklü miktarda alışveriş yapmış gibi göstermek vb. sivri zekalı uygulamalara girmek borç yükünü hafifletmez, daha da ağırlaştırır.
  • Kıramayacağınız yakınınızla (anne, baba, sevgili, eş , kardeş, kanka, yeğen, dede vb.) bir yere giderken kredi kartını almakla almamak arasında 3000-5000 TL’lik küçük bir fark olabileceğini unutmayın
  • “2 ay erteleme”, “ödemeye 3 ay sonra başla” vb. sloganlı kampanyalar tüketicileri anlık alışverişler yapmaya ve sonuçlarını 2-3 ay sonra düşünmeye sevk etmek için kurgulanmıştır. 3 ay sonra lotodan zengin olacağınızı ya da maaşınızın 3 katına çıkmayacağını göz önünde bulundurarak alışveriş yapmayı deneyin
  • Kredi kartına ihtiyacı olmayan ev hanımı, öğrenci, işçi emeklisi vb. gruptaysanız kredi kartı almanız bile bile paraşütsüz yamaç paraşütü yapmak gibidir.
  • 1000 TL limitli bir kredi kartının asgari ödemeyle kart borcunun 11 yılda bitebildiği bilindiğinden, asgari ödeme yapıyorsanız kredi kartı ödemeyi anında bırakınız
  • “Asgari ödeme bir tuzaktır”, bir önceki maddeyi bir kez daha okuyun
  • İstenmeyen tüyler gibi bir de “istenmeyen kartlar” vardır. İstemediğiniz halde bankalardan gelen kartları kullanmayın. İhtiyacınız dışında cüzdanınızda bulundurduğunuz bir kredi kartı değil, bir el bombasıdır. Dolayısıyla cüzdanınızda patlamaya her an hazır olan bir el bombası bulundurmayın.
    Benim yukarıda sıraladığım birkaç uyarıya ek olarak sizin çevrenizde gördüğünüz ve bu yüzden ekleyeceğiniz bir madde var mı?

Markalı Giyinmeden Sonra Markalı Meyve-Sebzeler (*)

Anadolu grubu, Özgörkey Ailesi ve Cutrale ortaklığıyla 2009 yılında kurulan “Anadolu Etap” şirketi meyve suyu üretiminin yanı sıra, marketlerin raflarında “markalı” meyve satma işine girmeye karar vermiştir. Çoğu elma ağacı olmak üzere 10 milyon ağaca ulaşmayı hedefleyen ve iş modelini “Parçalanmış tarlaları birleştirerek geniş araziler üzerinde en son teknoloji ve tekniklerle modern tarım yapıp global tedarik zincirinin parçası olmak” şeklinde açıklayan Anadolu Etap’ın hedefi paketli (ambalajlı) ve markalı meyveleri pazara sunmak. Sizce bu iş modelinin başarılı olma şansı nedir? Günümüz tarım sektörü ve ilişkili meyve-sebze pazarında, tarlada 10 kuruş olan bir ürünün tüketiciye 1-2 liraya (%1000-%2000 komisyon ve aracılık bedelleri eklenerek) sunulduğu eski modelle karşılaştırdığınızda, yeni modelde tüketicinin kazançları ve kayıpları neler olacak?

ÜLKER de mi Harvard Aşığı? Harvard bir yatırım mı?

Ülker’in bağlı bulunduğu Yıldız Holding, toplum sağlığının geleceği için, dünyanın en köklü ve saygın bilim akademilerinden biri olan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’ne (Harvard School of Public Health – HSPH) yani Harvard Üniversitesi’ne toplum sağlığı İçin 24 Milyon Dolar (Eski parayla 55 Trilyon Lira) bağışta  bulundu.
Bu haberi okuyan bir kişinin yorumu ne olabilir?
Bu haberin ayrıntılarını da okuyan bir kişinin yorumu değişir mi? Ne kadar değişir sizce?
Siz, bu bağışı doğru buluyor musunuz peki???

BEKO logo değiştirdi=beko oldu (*)

1950′lerde Bejerano ile Vehbi Koç’un ortaklığı sonucu kurulan Beko, geçtiğimiz günlerde logosunu değiştirdi. İlk etapta büyük harflerin yerini küçük harflere bıraktığını ve ismin altına bir eğri şeklinde çizgi eklendiğini görebiliyoruz. Peki neler niçin değişti sizce? neden küçük harfler? neden eğri ve neden o açıda? Fondaki rengin tonu niye açıldı? Sizce yenisi mi eskisi mi daha iyi ve ilgi çekici? İyi mi oldu bu değişiklik kötü mü? Dünya markalarında sıkça gördüğümüz “logoda bilinçaltına mesaj verme” konusunda bir şey farkedebildiniz mi?

Ahmet Nazif Zorlu’dan Ticaret Dersleri

Türk tekstilinin doğduğu yer, İstanbul’un ve uzun yıllar Türkiye’nin tekstil merkezi olarak ün salan Sultanhamam, Özer Bereket tarafından 216 sayfalık yazılan bir kitap haline geldi. Tekstilin doğduğu yerden günümüze tarihi bir seyahati anlatan kitapta, şimdinin dev tekstil markalarının sahipleri, o günün ticari geleneklerini anlattı. Bunlardan biri de Ahmet Nazif Zorlu.
1970 yılında Sultanhamam’da dükkan açan Zorlu, kitapta o günleri şöyle anlatıyor: “Sultanhamam tüm Türkiye’ye mal satıyordu. Başka bir yer yoktu ki. Üç sene dükkan tutmak için yer aradım. Sultanhamam’da görüp öğrendiklerimizi tatbik etmeye başladık ve fabrikalar kurduk. Çok güzel paralar kazanıldı. Batan yok muydu, batan vardı. O da işini bilmeyenlerdi. Sultanhamam’da çok kişiler mal, mülk, servet sahibi olmuştur. İşini bilen kişilerin hemen hepsini Sultanhamam zengin etmiştir. On tane üniversiteyi bitireceğine bir Sultanhamam’da on sene kalmalısın. Çünkü pişersin orada. Ben özlüyorum Sultanhamam’ı…”
Zorlu’ya göre Sultanhamam’da ilk kural ise dürüstlük. Şöyle anlatıyor: “Karşındakini kandırarak iş yapmaya kalktığın zaman muvaffak olman mümkün değil. Ama dürüst, çalışkan oldun muydu o zaman başarı gelir. Aynı zamanda işi de bileceksin. Tembel olursan istediğin kadar dürüst adam ol, bir şey çıkmaz. Ben 95’li yıllara kadar sözle iş yaptım. Her şey sözle. O almayabilir, ben de vermeyebilirim. Ama sözle iş yapıyorduk.”

 

Zorlu, “Tekstil biterse bilin ki insanlık da ölmüş demektir. bugün giysisiz bir yere çıkabiliyor musunuz, çıkamıyorsunuz. Dışarı çıkarken hemen cep telefonumu yanıma aldım mı diye bakıyorsun. Oysa telefonsuz dışarı çıkabilirsin ama elbisesiz, gömleksiz çıkamazsın”

Ziraat Bankası’nda Çalışmak İsterdim Diyenlere Gelsin: 2000 personel alınacak

Ziraat Bankası’nın Türkiye genelindeki şubelerine banko görevlisi (1000 kişi) ve servis görevlisi (1000 kişi) alınmasına ilişkin ilan metinlerinin linki aşağıda verilmiştir. Düşünenlere:

http://www.ziraat.com.tr/tr/Bankamiz/InsanKaynaklari/Documents/BANKO-GOREVLISI-ISE-ALIM-KOSULLARI.pdf

http://www.ziraat.com.tr/tr/Bankamiz/InsanKaynaklari/Documents/SERVIS-GOREVLISI-ISE-ALIM-KOSULLARI.pdf

En Başarısız Öngörüler…

Pazarlama dünyasının geleceğine yönelik yapılan dahiyane tahminler olmuştur. İşte onlardan bazıları:

  1. Digital Equipment Kurucusu Ken Olson (1977): İnsanların evlerinde bilgisayar bulunması da ne demek. Bence hiç kimsenin evine bilgisayar sokmak için herhangi bir geçerli nedeni olamaz
  2. Samuel Johnson (1759): Reklamcılık endüstrisi en iyi konuma ulaşmıştır, dolayısıyla bundan daha iyi olabilmesi için geliştirilmesi çok zordur
  3. ABD Patent Enstitüsü Başkanı Charles H. Duell (1899): Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi.
  4. Rutherford B. Hayes - ABD Başkanı (1876): Çok güzel bir buluşa benziyor ama Tanrı aşkına bunu kim, niye kullanmak istesin ki? (İcat edilen telefonu gördüğünde söylediği söz)
  5. Banka Müdürü , ABD (1903): Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir (Henry Ford’un kredi talebine cevabı)
  6. Alman İmparatoru II. Wilhelm(1905): Bu mücadeleden atın galip çıkacağına inanıyorum. Otomobil sadece gelip geçici bir heves olacaktır
  7. Daryik F. Zanuck, Twentieth Century Fox (1944): Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir. İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemezler
  8. Mareşal Ferdinand Foch – Fransız Askeri Stratejisti (1911): Uçaklar son derece ilginç oyuncaklar. Ama askeri açıdan beş para etmezler
  9. Thomas Watson, IBM Başkanı (1941): Tüm dünyada 5 kişilik bir bilgisayar piyasası olacak (Yalnızca 5 kişi bilgisayar alabilir demek istemiş)

(Ülkemizdeki) İlk Karşılaştırmalı Reklamı Kim Yapacak?

28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girecek yasa ile, aynı işi yapan rakip firmalar karşılaştırmalı reklam yapabilecekler. Mesela, resimde görünen reklam afişinde Burger King’in reklamı “McDonalds” karakteri kullanılarak yapılıyor. Daha önceki uygulamalara bakıldığında; genelde pazarda ikinci ya da üçüncü sırada yer alan firmaların karşılaştırmalı reklama daha sık yöneldikleri bilinmekte. Bu açıdan değerlendirildiğinde Turkcell’in Vodafone ya da Avea’yı dahil ettiği; Efes Pilsen’in Tuborg’u hedefleyen ya da Arçelik’in Vestel’in eksikliklerini yansıtan reklamlarının “İlk Uygulamalar” olmayacağını düşünüyorum doğrusu. İlk sataşmaları ikinci ve üçüncüler yapacak ve bu sataşmaya birincilerden (gerekirse) yanıt gelecek gibi görünüyor. Reklamda kendi markanızın üstünlüğünü rakip marka ya da markalarla karşılaştırarak sunmak akıllıca mı? Mazlumun yanında olan, iki takımı da bilmediği bir karşılaşmada yenilen takımı destekleyen insanlar, sataşılan markalara sahip çıkabilir mi? Yani yapılan reklamda, aşağılanan markanın reklamı bilmeden yapılabilir mi? Ve son soru: İlk karşılaştırmalı reklamı kim yapacak sizce? 

Avrupa’da Geçinebilir miyim Diye Düşünenlere…

Erasmus Programlarıyla Avrupa’daki şehirlere gidecek, ya da lisansüstü burslarla ABD, İngiltere, Avustralya veya Japonya’ya gitmeyi düşünen öğrencilerin kafasında şu sorular vardır? Viyana pahalı mı? ABD’nin hangi eyaletinde daha rahat geçinebilirim? Sigara alabilecek miyim? Dışarıda paniklemeden yemek yiyebilecek miyim? Aylık hibem ve ailemin yolladığı para bana yetecek mi?

www.numbeo.com ‘a girin; gitmeyi düşündüğünüz ülke ve şehri seçin, sütten patatese, ekmek ve şişe sudan içkilere kadar, konut kira bedellerinden taksi ücretleri ve otobüs bilet fiyatlarına kadar pek çok yaşam bedelinin fiyatlarını görün ve kararınızı verin.

Geçtiğimiz günlerde Economist tarafından yayınlanan dünyanın en pahalı şehirlerine ilişkin raporu okuduğumda bu yazıyı yazmaya karar verdim. Listesinin başında olan Tokyo’da bir ekmek 19,9 TL (yanlış okumadınız, yaklaşık 20 TL/1kg), Sidney’de bir paket sigara 34 TL, Oslo’da bir litre benzin 5,76 TL’dir.

Kuşkusuz, tek kriter “ucuz ülke-şehir bulma” değil ama bu kriteri en önde tutanlara hangi ülke-şehre gitmeyi önerirsiniz?